Sandras

SANDRAS

        Sandras’a Ödemiş’den gitmek uzunca bir yol. Öğleden sonra 15.00 de yola çıktık. Beydağ-Nazilli üzerinden Aydın’a , oradan da Muğla yolu üzerinden Köyceğize geldik.  İzmir’den yola çıkan arkadaşlar, gece Sandras’da konaklayacağımızı jandarmaya bildireceklerdi. Jandarmaya dilekçe verme işini tamamlayınca, biraz da dinlenerek bizi beklediler. Saat 19.30 gibi Köyceğiz’de arkadaşlara katıldık. Beraber yola çıktık.  Köyceğiz’den Dalaman anayoluna çıktıktan 4-5 km. sonra sola , dağ yoluna giriyoruz.  Ağla köyü 10 km. Bu köyde mola veriyoruz, çay içip dinleniyoruz. 12 km sonra Sandras dağının Gökçeova Göletinin bulunduğu kamp alanına geliyoruz. Yolu şaşırmamanın en güzel yolu kırmızı mıcırlı yolu takip etmek. Bu stabilize dağ yolu sizi kamp alanına götürecektir. Arabalarımız ile kamp alanının yanına kadar iniyoruz.

       Önce çadırlarımızı kuruyoruz. Altı toprak olması bana biraz daha mantıklı geldi, çok sert olmuyor. Sonra hemen kamp ateşi için çalı, çırpı, odun toplama işine giriştik. Bir yandan toplama işi devam ederken, yiyecek içecekleri kamp ateşi yakınına taşımaya başladık. Pek kalın odun bulamasak da bu akşam bizi idare edecek kadar topladık. İyi ki kömür almayı akıl etmişiz. Ateş yanında onu da yaktık, ızgara yapımında bize bir hayli faydası oldu. Akşam geç geldiğimiz için yemek de geç oldu… Ama gece kamp hayatı bir harika… İnan Hocanın sazı ve sesi bizleri çok ama çok mutlu etti…

        Yemekten sonra biraz gece fotoğrafı çektik. Herkes çadırına çekildi. Biraz uyumuşum, ama uyanınca üşüdüğümü hissettim. Üzerime örtecek bir şeyler alacağıma, arabama geçtim. Tarih 10 haziran ve gece üşüyoruz. Sadece üşüyen ben değilim, hemen hemen herkes ilk gece müthiş üşüdü. İlk defa buraya dağcılarla beraber gelmiştim. Bir gece kaldık, müthiş üşümüştüm. Uyku tulumu içinde mont ile yatmıştım. O zaman da fotoğraflar çekmiştim. Kamp kurduğumuz yere yakın yerlerde bile kar vardı. Bu geldiğimizde artık kar kalmamış.

 

 

                      Sabah kahvaltısı çok güzel. Salatalık, domates, peynir, zeytin, salam, sosis, daha neler neler, börek, pastırma…

                Sabah ışığını da kaçırmamak lazım. Yine fotoğraf çekiyorum. Öğle yemeği aklıma bile gelmiyor. Akşam yemeğine erken oturuyoruz. Bu gece de yemek ve müzik ile süper bir eğlence. Bugün gezerken öyle odunlar bulduk, biri bütün gece yanar… Odunlar gündüzden kamp ateşi yakılan yere getirildi. Mangallık malzeme öyle çok getirilmiş ki, sanırım bir kısmını da ormanda yaşayan canlılara bırakıp gideceğiz.

 

          Yemekten önce akşam ışığında ve yemekten sonra gece fotoğrafları çekmeye devam… Bu gece riske girmeye gerek yok. Üşümeden en iyisi arabada yatmak. Çadırı niye getirdiysem bu kampa? Sabah erken kalkıyoruz. Kahvaltı yine dün yediğimiz gibi, süper çeşit, yok yok, yumurta kaynatması hariç… Saat 10. Çadırları topluyoruz. Daha önce de dediğim gibi getirdiğimiz mangallık malzemenin 1/3 ünü orman sakinlerine bıraktıktan sonra, çöpleri de topladık. Çöplerimizi Ağla köyündeki çöp tenekesine bıraktıktan sonra, ver elini Akyaka… Akyaka’da fazla zaman geçirmedik. Geri dönüşte Muğla, Yatağan, Bozdoğan, Nazilli, Beydağ üzerinden Ödemiş…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *