4- Ha Long Bay, Viet Nam (Bölüm 1)

            Ha Long Bay Körfezi,

            Sapa turundan 5:30 da dönmüştük Hanoi’ye. Otelden bizi 8:00 de yeni rehberimiz aldı, yolculuğumuz bir minibüs ile başladı. Tarih 30.11.2017 Çarşamba. Minibüse en son binen biziz, daha önceden diğer yolcular otellerinden alınmış. Hanoi’nin büyüklüğünü bu tur başlangıcında gördüm, git git şehirden çıkamıyoruz. Araç trafiği fazla kalabalık değil, ama motosiklet için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. 3 saatlik bir yolculuğun ardından yarım saatlik mola için bir yerde durduk. Burada özürlü gençlerin işledikleri, el emeği nakış tablolara var. Eserine baktığım genç, sağır olduğunu işaretle anlattı. Çok güzel işlemelerle ile yağlıboya tablo gibi resimler var.  Seramik biblolar, çeşitli hediyelik eşyalar var. Ama biz daha 3 hafta daha yollardayız… İlk defa içinde yılan, akrep bulunan Vietnam’ın meşhur içkisini de bu markette gördüm.

          Yerel saat ile 13.00 de artık Ha Long Bay Körfezindeyiz. Gemimize yerleşiyoruz. Halong, ejderhanın denize girdiği yer manasında. Mitolojiye göre, eski zamanlarda ana ejderha, Vietnamlı’lara  Çinli’lere karşı  savaşta yardım etmiş. Bu bölgede denize girerek sırtındaki çıkıntılardan adacıklar oluşmuş, Çinliler bu set sayesinde buraya girememişler.

            Tonkin Körfezindeki 3000 e yakın adanın oluşturduğu bu eşsiz görüntü, 1994 den beri Unesco’nun Dünya Mirası listesinde yer almaktadır. Bu eşsiz manzaraya hayran olmamak elde değil. Zümrüt yeşili adacıklar ansızın gökyüzüne fırlar gibi çıkmış denizden. Hani Halikarnas Balıkçısı, Mavi Sürgün’de “Gökbel”i anlatmış ya; “ Burada paldır küldür yıkılmış, tekinsiz ve şom bir dünya var. Bir kabus,bir delilik var. Taşlar tımarhane kaçkını devler.” İşte adalar böyle bir şey burada. Bazısı bir kaya sadece, bazısı da üzerinde yaşanacak kadar büyük…

           Öğle yemeğini gemide yedik. Yemekler bol ve çeşit olarak da zengin. Biz sadece tavuk eti, patates kızartması ve karides yiyoruz yine, tabii ki pilavı da ekmek niyetine. Diğer yemeklere dokunmuyoruz. Masamızda Alman, İngiliz, İtalyan arkadaşlar var, anlayışlı kişiler, bizim yediğimiz yemeklerden fazla yemiyorlar. Yemeğimizi yerken gemi yol alıyor. Önce bir mağarayı göreceğiz. 2 saat sonra mağaranın önüne geliyoruz. Ben mağaranın giriş kısmına girebiliyorum sadece. Geçen sene MR cihazına girmek için zorlandım, o günden beri kapalı yere giremiyorum, ruhum daralıyor.

                 Kısa bir yolculuk sonunda Ti Top adasına geliyoruz. Küçücük bir plajı bulunan, yüksekçe bir tepesi olan bir ada. Tepede, uyduruk taş merdiven ile çıkılan bir seyir terası var. Yukarı çıkmak yorucu ama manzarası görülmeye değer. Gecelemeye hazırlanan guletler  ve adalar manzarası görülmeye değer.

                Bu gece gulette yatacağız. Yemekten sonra İngiliz , Alman, İtalyan, İspanyol, Avusturyalı turistlerle sohbet ediyoruz. En merak ettikleri konu Suriyeli göçmenler. Sanırım memleketlerinde istemiyorlar. Alman genç,  fotoşop, snapseed kullandığımı,  facebook ve instagramda profilim olduğunu öğrenince neredeyse küçük dilini yutacaktı. Benle yaşıt dedesi telefon ile sadece konuşma yapabiliyormuş…

5 thoughts on “4- Ha Long Bay, Viet Nam (Bölüm 1)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *